الله اكبر....
  Furkan Nergiz
 






Furkan Nergiz
Çeçenistan
2000




 

Yakın Çevresi Anlatıyor :

“Onun için hiç bir şeyin ortası yoktu. Bir şey onun için ya vardı ya yok,

 

ya doğruydu ya yanlış, ya severdi ya nefret ederdi. Bu cahilliye dönemindeyken de

 

böyleydi. Hidayetinden sonraysa artık onun için bir şey ya hak ya da batıldı;

 

öyle iman etmişti...
Birçok fikir kitabı okumuş, şehadetinden önceyse adeta Kur´an aşığı olmuştu.

 

Sevdiğini Allah için sever kızdığına da yine Onun için kızardı. Dosdoğru bir insandı.

 

Cahiliyesinde bile özü sözü doğru bir insandı. Hiç bir zaman yalan

 

söylediğini işitmedim. Çok değişik bir sevgi anlayışı vardı. Hiç kimseyle dalga

 

geçmez,(hani gençlik döneminde olur ya kiminin kaşıyla kiminin gözüyle, boyuyla.)

 

yaratılanı hoş gör Yaratandan ötürü derdi.Yaşlılara karşı özel bir merhameti vardı.

 

Onlara yardım etmeyi, hatta onlarla konuşmayı bile çok severdi ve bir gün bizde

böyle olacağız derdi.
Çok değişik bir sevgi anlayışı vardı; ama bundan nasibini alamayan tek kavim yahudilerdi. Çünkü onlara karsı bir zerre kadar bile merhameti yoktu. Onlarla savaşmalıyız diyordu. İnandığı gibi yaşadı, yanar döner olmayı hiç bir zaman beceremedi.
Siyaset yapmadı, yapamazdı. Kanımca bu fıtratına tersti. Sevgisi de nefreti de en uçlardaydı. Ya severdi ya nefret ederdi. Yazının başında da belirttiğim gibi tek cümleyle “Onun için hiç bir şeyin ortası yoktu. Bir şey ya vardır ya yoktur.”
İyi bir eş, iyi bir babaydı. Çocuklarına karşı ilgili ve alakalıydı. Çocuklarına iyi bir Müslüman olmanın temellerini atma gayretindeydi. Onlara doğruluğu dürüstlüğü küçük yaşta aşılamaya çalıştı. Çocuk eğitiminde çok özenliydi. Yapılan bir yanlışa hemen müdahale ederdi ki çocuk ona alışmasın diye...
Mesela bir gün dedesini ziyaretimiz sıra da Musab (büyük oğlu) dedesini öpmeyince dedesi ona “öp ki şeker vereyim” demişti. Bunun üzerine Furkan “Çocuğu bu yaşta rüşvete alıştırmayın, şunu şöyle yaparsan bunu böyle yaparız demeyin.” demiş ve onları uyarmıştı.
Son dönemlerde biraz sıkıntılı ve sinirliydi. Sebebi belki hayat şartları, geçim sıkıntısı olabilir. Bilirsiniz her çiçek ortamında güzeldir ve size güzel kokular verir. Onun ortamı cihad meydanlarıydı. Kendiside öyle söylerdi. “Ben henüz açmadım yerimi ve zamanımı bekliyorum” derdi. Tam bir şehadet sevdalısıydı. Okul yıllarındayken bile hayali savaş pilotu olup şehid olmaktı.
Biz ondan razıydık; dilerim Rabbimiz de ondan razıdır. Rabbim şehadetini kabul etsin. Onun gibi bir insanin eşi olmakla beni şereflendirdiği için Rabbime hamd olsun. Verdiği bütün nimetler için, elhamdulillahirabbilalemin.

Şehadeti :

Rusların Grozni bombalaması esnasında, abdest almaya hazırlanırken yaralandı. Mücahidler imkanları ölçüsünde yarasına müdahale ettiler ve kendisini bırakmadan omuzlarda taşıyarak yollarına devam ettiler. Uzun bir müddet bu şekilde devam ettikten sonra, durumunun daha kötü olmaması için, uygun bir yerde çeşitli yerlerinden yaralanmış mücahitlerle beraber bir mağaraya yerleştirildiler. Amaç, ortalık sakinleşinceye kadar burada kalmaları ve sonra köylüler vasıtasıyla doktor kontrolüne kavuşmasıydı. Mağara etrafında ki köylerden 2 çoban bu mağarada kalan mücahidlere her gün yemek taşıyor ve ihtiyaçlarını karşılıyordu. Bir müddet bu şekilde devam ettikten sonra yardım taşıyan çobanlar münafıklar tarafından ihbar edildiler. Ve Ruslar bu kişilere işkence yaparak mağarada kimlerin kaldığını ve kaç kişi olduklarını öğendiler.
Ama Rus zalimleri o kadar korkak ki mağarada ki mücahidlere operasyon yapmaktan çekindiler. Mağaraya yaklaşmaktan çekinen alçaklar, uzaktan mağarayı bombardımana tuttular. Ağır silahlarla mağaraya uzaktan bomba yağdırdılar. Ve içlerinde Furkan (Ebu Musab) kardeşimizin de olduğu mücahidleri şehid ettiler.

Kaynak:Şehadet Zamanı

 
  Bugün 2 ziyaretçi (16 klik) kişi burdaydı! Bu Sitenin Tüm Hakları Helal Olsun.  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=