الله اكبر....
  Hasan Umaç
 






Hasan Umaç
Çeçenistan



 

Şehidimiz Hasan UMAÇ'ı babası anlatıyor;

 

“Kastamonu’da mezun oldu. Bir gün bana dedi ki; “Olmuyor baba!..

 

Ben bu hayatı götüremiyorum. Bu şartlar altında çalışmak/yaşamak bana

 

zor geliyor. Biz bu dünyaya yalnız çalışıp yemek için gelmedik...

 

” Geçenlerde annesine sordum; “Hasan nerede?” dedim. Bir düğüne

 

gittiğini söyledi. Aradan kaç gün sonra kendisi aradı. Kastamonu’da olduğunu

 

söyledi. Arkadaşlarının yanında olduğunu, durumunun iyi olduğunu,

endişelenecek bir şeyinin olmadığını söyledi.

Sonra geçen akşam bizim küçük oğlan; “Baba haberleri dinledin mi?” dedi ve ekledi; “Çeçenistan’da vurulanlar arasında bir Türk pasaportlu çıkmış!.. O an içime bir kurt düştü. Aklıma bizim Hasan geldi. Hani bu şeylere gönül bağlayan biriydi.
Belli olmaz, dedim kendi kendime... Akşam haberleri seyrettim. Çeçenistan’da Rus ordusu ile çarpışan 10 mücahitten beşinin vurulduğunu ve bunlardan birinin Türk pasaportlu, Malatya doğumlu Hasan Umaç olduğu... Yine inanamamıştım!..” dedi ve cebindeki çıkarttığı kâğıdı göstererek, “Bunu da sonra internetten aldım... Ve artık inanıyorum ki, Hasan gönlündekine kavuşmuştu...”
Evet, yukarıdaki satırlar şehid babasının dudaklarından dökülen açıklamasının meali... Aynı cümleler olmasa da aşağı yukarı benzer ifadelerle, Hasan Umaç’ın taziyesinde, babası böyle konuşmuştu başsağlığı dileyenlere..
Duygulanmıştık...
Misafirlerin, taziye yerinde bulunanların gözünde yaşlar akmıştı; ama Hasan Umaç’ın babası hâlâ metin, hâlâ kararlıydı ağlamamaya...

Taziye evinde okunan ayetlerde mealen şöyle buyruluyordu:

“Ey iman edenler, sabır ve namazla (Allah’tan) yardım isteyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara: 153)

“Allah yolunda öldürülen kimseler için “ölüler” demeyin. Hayır hakikatte onlar diridirler, fakat siz (bunu) anlayamazsınız.” Bakara: 154)

Hasan Umaç, 1980 doğumlu. Üniversite mezunu bir genç. Henüz 24 yaşında, hayatın baharında. Genç, yakışıklı, kültürlü her türlü işi yapacak kapasitede... İstese en güzel bir işte, en güzel bir maaşla gününü gün edebilirdi. İstese, dünyada lüks bir hayat sürebilirdi. Ama o öyle düşünmedi.

“Olmuyor baba!..” dedi. “Ben bu hayatı götüremiyorum” dedi. “Bu şartlar altında çalışmak/yaşamak bana zor geliyor. Biz bu dünyaya yalnız çalışıp yemek için gelmedik...” dedi ve Çeçenistan’da haksızlığa uğrayanların yanında olmak için oralara gidip, ahireti dünya hayatına tercih etti.

Babasının deyimi ile;

“Ve artık inanıyorum ki, Hasan gönlündekine kavuşmuştu...”

Ne mutlu Onun babasına, ne mutlu Hasan gönlündekine kavuşmuştur deyip sabretmeyi bilebilenlere...

 
  Bugün 2 ziyaretçi (3 klik) kişi burdaydı! Bu Sitenin Tüm Hakları Helal Olsun.  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=