الله اكبر....
  Ebu Müslim
 




Ebu Muslim
Bosna
1 Ocak 1994


Aslen Şanlı Urfa’lı olan Müslim Ağabey, İngiltere’de ikamet ediyordu. Evli ve iki kız çocuğu vardı. Tek düşüncesi şehid olmaktı. Müslim Ağabeyi bir cephe arkadaşı şöyle anlatıyordu:

Müslim Ağabey, çok asabi birisiydi. Fakat, aynı zamanda kendisini hemen afettiren, bir yapıya da sahipti.

Bir gün bizleri Biyolobiçi’de operasyon var diye topladılar. Bizim Türklerin emiri o zaman Ali Pınarbaşı idi. Emir “Türkler’den 7 kişi operasyona katılacak” dedi. Müslim Ağabey’den eski olmama ve üstelik O’nun yaşlı olmasına rağmen, beni almayıp Müslim Ağabey’i aldı. Ben Müslim Ağabey’e “Ağabey, cihada ben senden önce geldim, bu operasyona gitmek benim hakkım. Senin yerine ben gideyim” dedim. Giderdin, gitmezdin diye bayağı tartıştık. Tartışmanın sonunda O, operasyona gitmek için bizden ayrıldı. 5-10 dakika sonra, tüm mücahidler geri döndü. Müslim Ağabey de, gülerek yanıma gelip bana sarıldı. Kucaklaştık, helalleştik.

Biz Türkler Müslim Ağabey diye çağırırdık, diğerleri ise O’na EBU MÜSLİM derlerdi. Müslim Ağabey, tüm operasyonlara katılmak isterdi. Bir operasyon öncesi, o zamanki Emir Ebu Ubeyde, operasyona katılacakları seçti, seçilenler arasında Müslim Ağabey yoktu. Bu O’nun çok zoruna gitti. Emir Ebu Ubeyde’nin yanına gitti. Yalvardı, dil döktü, yine de seçilmedi. Aracılar gönderdi, ağlayıp sızlamaya devam etti, yine de seçtiremedi. İki gün ağladı. Hatta operasyon bitip, arkadaşlar dönmesine rağmen, O hâlâ ağlıyordu.

Bir operasyon sırasında kolundan yaralandı. Doktorlar, kolundaki kırıkların ancak 6 ayda iyi olacağını, söylemelerine rağmen, kolu 45 gün içinde, maşaallah tamamen iyileşmişti. Kolu sarılı iken bile, bileğini çalıştırıyordu zaten.

Hastahaneden yeni çıkmıştı. Mücahidlerin o günlerdeki operasyon emiri, Mısırlı Vahyüddin yeni operasyon için mücahidleri seçiyordu. Ebu Müslim’i, yeni hastahaneden çıktığı için seçmemişti. Müslim Ağabey, emirin yanına giderek yalvarıp, yakarmaya başladı. Sonunda, kendisini operasyon timine seçtirmeyi başarmıştı.

1994 yılında Vitez’in alınması için, yeni bir operasyon yapılacağı söylendi. Operasyona hemen hemen hepimiz katılacaktık. Çünkü büyük bir operasyon idi. Operasyonun bir gece öncesi aniden uyandım. Baktım Müslim Ağabey ağlıyor. “Neden ağlıyorsun Müslim Ağabey?” diye sordum. “Rüyamda Rasülullah ve sahabesini gördüm. Beni öne itti ve ‘Sen imam ol, biz üçümüz cemaat namazı kılacağız’ dedi, tam o anda uyandım” diyerek rüyasını anlattı. Rüyasında gördüğü Rasülullah’ın özellikleri, Şemail-i Rasül’deki özelliklerin tıpa tıp aynısıydı.

Operasyon sırasında bir köye girildi. Köyün arka tarafındaki tepeler farkedilmemişti. Mücahidler, birden hilal şeklinde bir muhasaraya tabi tutuldular. Müslim Ağabey tam o esnada, yere çömelmiş, elinde silahı, sağı solu kolaçan ederek, yukarıdaki tepelere bakıyordu. O anda gelen bir kanas mermisi, sağ böğründen isabet etti. Geriye doğru düşerken Tekbir getiriyordu. O anda şehid olmuştu. Müslim Ağabey’in cesedini alamadan, köyden çıkmak zorunda kaldık. Cesedini 4 ay sonra değişim sırasında alabildik. Vucudu hâlâ taze ve yaralarından kan akıyordu.

Kiselyak’ta yaralandığında, hastahanede yanına gelenlere “1. nişanı aldık. inşaallah şehadeti bekliyoruz” derdi.

Zaman zaman da “Ben çok günahkârım. Beni ancak şehadet temizler” derdi.

O çok çalıştı. Günahlarına keffaret olması için, şehadeti çok aradı ve sonunda buldu

Kaynak:Fatih Akıncıları
 
  Bugün 2 ziyaretçi (45 klik) kişi burdaydı! Bu Sitenin Tüm Hakları Helal Olsun.  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=