الله اكبر....
  Muammer Aslantaş
 




Muammer Arslantaş
Bosna
1 Haziran 1993



Muammer Aslantaş. Bosna’lı kardeşlerine yardım amacıyla cepheye gelmişti. Kardeşimiz Haziran ayında, Hırvat milislerle girdiği çatışmada şehid oldu.
Aşağıda okuyacağınız satırlar, şehidin arkadaşları tarafından hazırlanmıştır.

“Uykularımda, hayallerimde hep şehidlik var. Acaba Allah (cc) bana bu yüce mertebeyi nasib edecek mi?”

1972 yılında, Kayseri Erkilet’in Kuşcu Köyü’nde dünyaya gelen şehidimiz, İlkokulu köyünde tamamlamış, ortaokul ve liseyi ise Kayseri’de bitirmiştir. 1991 yılında Meslek Lisesi Metal İşleri’nden mezun olmuştur. Okul hayatı, tamamen hayat şartlarıyla mücadele içerisinde geçmiştir. Okulun son dönemlerinde ise, kendisini tamamen değiştirecek, kendisine yeni bir dünyanın kapılarının açılmasına yardımcı olacak arkadaşlarıyla tanışmıştır. Sonraları Kur’an tilavetine çalışmış, daha sonra kolları sıvayarak, fıkıh öğrenmeye başlamıştı. Sohbetlerde kendisini yetiştirmek için büyük gayretler sarfetmişti. Kötülüğe, zulme, haksızlığa hiç tahammülü yoktu. Müslümanlara karşı ne kadar merhamet duygularıyla yüklü idiyse, kafirlere karşı aynı şekilde kükreyen bir aslan gibi idi. İslamdan taviz vermeyi asla kabullenmeyen şehidimiz, kısa zamanda bir dava arkadaşı, gönül arkadaşı olmuştur.

“Bu dünyada zulüm ile kan içenler, mahşer gününde kahır ile irin içeceklerdir”.

Evet bu sözler, O’nun hedefini, bütün düşüncelerini ifade etmeye yeterdi. Bu dünyada kan verenler kevser içeceklerdir. Kevser ve irin... Bu iki alternatif arasında elbetteki tercih, Kevser olacaktı.

“Biz bu dünyaya Allah’ın davası için geldik. Bu dava ise cihadla yol alır. Cihad ise zulmü kaldırmayı hedefler. Hedefe ulaşmak için ise, mal verilir, can verilir. Müslüman verirse canını, ancak bu yolda verir”.

Artık sözleri kendisine yaşam olmuştu. Bunun bilinciyle ayrılmıştı Türkiye’den. O Bosna’ya gidiyordu. O zafere, kurtuluşa, aydınlığa, cennete gidiyordu. Zorlu bir yola çıkmıştı. Azığı iman, kılavuzu Kur’an, hedefi küfrü imha, umudu ise şehadetti. O her zaman cesurdu, her zaman ön saflardaydı. Her görevde canla başla öndeydi. O yine öndeydi. Çok özlediği, uykusuz kaldığı rüyalarına girdi. Sevdasına bir kurşunla kavuşmak üzereydi. Ve beklediği an gelmişti. Rabbi O’nu huzura çağırıyordu. O’nu seçip çıkarmıştı, dünyanın birbir türlü pisliğinden. O’nu karşılayacak, O’nu alkışlayacak, ismini zikredecek huriler hazırlamıştı. Hepsinden önemlisi, bütün lutufları borçlu olduğu rabbisine kavuşuyordu Muammer. Her zaman O’nu önder kabul edip, yolunu izlediği komutanına kavuşuyordu. Nebisine, sevgilisine kavuşuyordu Muammer’imiz. Geride şehid annesi ve babası, kardeşleri ve O’nun yanına bir an evvel kavuşmak isteyen arakadaşları. Ve kardeşlerine şu mesajı bırakıyordu: “Yeryüzünde en güzel sistem İslam’dır. Sakın ha bu sistemi mal korkusundan, can korkusundan çakallara parçalatmayın. Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Sonra hakkınızla beraber, müslümanlık şerefiniz de gider”.
Kaynak: Fatih Akıncıları
 
  Bugün 2 ziyaretçi (26 klik) kişi burdaydı! Bu Sitenin Tüm Hakları Helal Olsun.  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=